Cuma, 14 Aralık 2018
.
6
Denizli
.
Yazar: Hilal Can
Hilal Can

Kamu-STK İşbirliği

Geçenlerde ilimizde İçişleri Bakanlığının yürüttüğü bir proje kapsamında Kamu-STK işbirliği üzerine 2 günlük bir etkinlik gerçekleştirildi. STK’ların sorunları ve kamu ile işbirliğinde çözüm önerileri ana tema idi. Orada konuşulanlar ve ardından çıkardığım sonuçları derlemek istedim.

Sorunlar:

  1. Finansman:Pek çok STK’nın temel sıkıntısı. İnsanlar faydalı olmak, üretmek için STK’lara dahil olurken çoğu kere kendi ceplerinden de katkı koymak durumunda kalıyorlar. Bu da STK’lara katılımda motivasyonu düşürüyor. Çoğu dernek, üye aidatlarını dahi toplayamıyor.
  2. Zaman:Profesyonel iş alanları farklı alanlarda olan kişilerin yer aldığı STK’larda en büyük problem zamansal sıkıntı. Zaten haftada 2 saat ayırabiliyorlar. Kamu kurumlarındaki bürokratik aksamalarla birleştirince 12 saatlik işin tamamlanması en iyi ihtimalle 6 haftayı, bürokrasi işin içine giriyorsa da en az 10 haftayı bulabiliyor. İşin kötüsü resmi devlet kurumlarından çok daha kolay randevu alabilirken, yerel yönetimlerden aylar sürebiliyor. Burada hakkını yiyemeyeceğimiz, çok disiplinli takdire şayan isimler de, “bir telefon kadarlık mesafedeyiz” deyip yazdığınıza cevap vermeye tenezzül etmeyenler de var.
  3. İletişim:Programda yer alan protokol üyelerinin büyük bir kısmı açılış konuşmalarının ardından salondan ayrıldı. Eğer kamu kurumu ile bir sorun yaşıyorsam, örneğin bir memur “olmaz da olmaz” diyorsa, onu dillendirebileceğim makam, yer ve ortam hazır derken; hayalkırıklığı. “STK işbirliği yapıyoruz” diyen ve “burada Kent Konseyi de bulunmalıydı” diye önerisini dillendiren başkan vekiline, söylemek istediğim bir anektod vardı. 3 sene önce 25 Kasım’da İl Halk Sağlığı Müdürlüğü, Kent Konseyi Kadın Meclisi ve KADEM ortaklığında “Şiddetsiz Mutlu Kadın, Mutlu Aile” başlıklı çalıştayın duyurusunun ve dahi akabinde basına iletilen metnin Kent Konseyi Kadın Meclisi şekilde yapıldığını söylemeyi çok isterdim. Hem duyuruda hem de daha sonra çarpan etki ve yaygınlaştırma faaliyetinde KADEM yok sayılmıştı. Etkinlik esnasında tanıtım materyallerimizin kaldırıldığını ve meclis başkanının kendi hatasını kabullenerek sonucuna katlanmak yerine bizden anlayış beklediğini de bilmeliydi bana göre. Maalesef olmadı, kamu yöneticileri sivil topluma yaşatılan sorunları bilmiyorlar. Alttakilerin inisiyatifi ile yürüyor ilişkiler.
  4. Aynı alanda çalışan STK’lar arasındaki çatışma:Yukarıda anlattığım örnekte tecrübe ettiğimiz üzere kadın alanında çalışan dernek temsilcileri “Bize böyle yapılmadı duyuru. KADEM’in etkinlikte paydaş olduğunu bilsek gelmezdik” demişlerdi. Oysa konuşulan konu neydi? Kadına Yönelik Şiddet! Aynı konuyu farklı bakış açılarıyla konuşmaya, tartışmaya açabilecek seviyede inanmışlığın eksikliği ve ideolojik bakış açısının sorunların önüne geçmesi. Kent konseyleri koordinasyonu ve ortak paydalarda bir arayı getirmeyi sağlaması gerekirken; kendi başlarına STK gibi davranıyor.
  5. Güvenilirlik:15 Temmuz 2016’da yaşadığımız hain darbe girişimi ile kişilerde oluşan korkular. İnsanlar niyetin hayr olduğu bir işin ucundan tutarken amaca inansalar da; artık kayıtlı üye olmak, resmi kanallarla destek olmak istenmiyor. Moda STK’lar var, istenilenin parlatıldığı. Övüle övüle bitirilemeyen STK’lar da var, ne yapsalar göze görülmeyenler de... 6-7 sene önceye gidin, o zaman sözü geçen STK’ları, o STK’lardaki yöneticileri. Bir kısmı kapatıldı, bir kısmı ise o yöneticilere halel gelmesin diye “KHK ile olmasın haydi kendi kendinizi fesh edin” denilerek kaybolup gitti. Bir kısım STK’ların yöneticileri kaçar iken; safiyane gönül veren sadece yapılanana odaklanan insanlar ifadeye çağrıldı, yargılandı. Eğer kamu kurumunda çalışıyorsa da kamudan ihraç edildi. Bugüne geldiğimizde kamuda çalışan biri, kamu yararına bir STK’da dahi gönüllülük yapmaya korkar hale geldi. Kamu-STK işbirliğini, üye olma noktasında dahi STK’lardan korkan memurlarla yapmaya çalışmak gerçekten çok zor.

 

Çözüm önerileri:

  1. Belediyeler bünyesinde STK proje ofisleri kurulması:STK’ların en önemli sıkıntısı yapmak istedikleri faaliyetlere maddi kaynak bulamamaları. Fon sağlayıcıların proje prosedürleri de özellikle yereldeki hiç proje yapmamış STK’lar için oldukça karmaşık ve ürkütücü. Daha basit prosedürlere sahip proje destekleri sunacakları programlar düzenlemeliler. Bağımsız değerlendiricilere gönderilen projeler ile hem STK’lara proje kültürü kazandırmalılar, hem de maddi kaynağın dağıtımında şeffaflık ve liyakate dayalı bir destek sağladıklarına dair toplumun her kesimini rahatlatmalılar. Ayrıca bu ofisler bünyesinde muhasabe kayıtlarını tutan, STK’ların bu açıdan işlerini kolaylaştıran birimler oluşturmalılar. Bu birimlerin ücretsiz olarak sadece belediye projelerinde değil ulusal projelerde de hesap cetvellerinin tutulmasını sağlamalılar.
  2. STK kampüsleri kurulması:Her STK’ya ayrı ayrı destek sunmak, ayrı seminer salonları oluşturmak yerine ortak kullanıma açık seminer salonu, kafeterya, sekreterya ile daha fazla STK’ya destek sağlanmalı.
  3. STK’lar işlerini yapmalı:Atama, yükselmeye karışmamalı, “devlet”e ayar vermeye kalkmamalılar. Hükümetin ve yerel yönetimlerin yanlış icraatlarına dayalı olarak emniyet subabı görevini yerine getirmeliler. Örneğin; bir kadın STK olarak biz kamuda kadın yöneticinin artması ile ilgili olarak lobi ve eğitim çalışmalarını yapmalıyız, ancak yükselecek, atanacak kişiyi biz işaret etmemeliyiz. Liyakat ve “devlete” sadakat ile atamalar yapılmalı. Bir diğer örnek olarak yerel yönetimlerde kadınların çalışma şartlarındaki olumsuzlukların giderilmesi ile ilgili olarak uygun STK’lar görüşlerini ifade edebilmeliler. Ancak bunu yaptıkları için “vay sen bizi mi eleştiriyorsun” diye üstlerine kırmızı çizgi yememeliler. Ya da bir STK çalışma alanı dışında açıklama yapmamalı. Örneğin yerel kadın dernekleri Kasım 2013’de dershanelerin kapatılmasına karşı basın açıklaması yapmışlardı ve konu fakir öğrencilerin fırsat eşitsizliği olarak aktarılırken açıklamanın hiçbir yerinde kadın meselesi yoktu. El işi yapan kadınlar ve dershane? Hangi eğilimde olduklarını az çok tahmin ettiniz ve niçin bu açıklamanın yapıldığını da.  
  4. Güven oluşturulmalı:Bu güven hem STK’lar tarafından hem de devlet tarafından oluşturulmalı. STK’lar biz işimizi yapıyoruz, haddimizi aşmıyoruz güvenini mutlak olarak oluşturduklarında devlet tarafından STK’ların moda olmadan güvenilirliğini ve sürekliliğinin sağlanabilmesi gerekiyor.
  5. Mutat toplantılar düzenlenerek tarafların bir araya getirilmesi:Dernekler İl Müdürlüğü İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü’ne dönüştürüldü yakın bir tarihte. Kamu ve STK’nın buluşması için gerekli adımları da Müdürlük bünyesinde atacaklarına kuşkum yok. Özellikle kamudan katılımcı tarafların bu sorumluluğu bir kişi üzerine vermeleri toplantıların, alınan kararların ve çözüm önerilerinin uygulanmasında sürekliliği sağlamak bakımından önemli. Kent konseylerinin de bu açıdan aynı alanda çalışan STKları bir araya getiren, koordine eden, ortak çalışmalar yapmada köprü vazifesi gören, alandaki STK’ları kapsayan çalışmaları yürüten bir yapıya dönüşmeleri gerekiyor.

Daha iyiye ulaşmak hedefiyle bildiklerimizi söylemez, tecrübelerimizi aktarmaz isek; bu da vebaldir bize. İlimiz için en yararlı faaliyetlerin yapılmasında en üst seviyeye ulaşan işbirliği dilekleri ile… 

 

Haber Yazılımı

- Hokkasoft

0.0334 sn / 3.28MB - 46