Cuma, 14 Aralık 2018
.
6
Denizli
.
CANER ÇİFTÇİ

DOĞU AKDENİZ VE TÜRKİYE

Akdeniz’deki enerji yataklarının keşfedilmesi ve Kıbrıs sorununun devam etmesi aynı zamanda, bölge devletlerinin jeopolitiğine güç ve önem kazandırmıştır. Kıbrıs sorunu, bölgesel hatta küresel bir soruna dönüşmüştür.

Türkiye ve KKTC’yi Akdeniz’de yalnızlaştırma hedeflerini, hem siyasi hem de enerji alanında sürdürmektedirler. Türkiye’nin, bölgedeki enerji yatırımları arttırılmalı ve askeri alandaki hedefleri bir an önce hayata geçirilmelidir. Ada üzerinde uzun vadeli stratejik hesaplar yapılmalı ve uluslararası örgütlerle diplomasi ayağı doğru bir şekilde kullanılmalıdır. Kıbrıs sorunu sekteye uğramaya devam edecek ve zaman zaman Rum Yönetimi ile gerilimler artacaktır.

 

BM, AB ve diğer uluslararası örgütler, kuruluşlar Ada’ya istikrar getirecek stratejiler izlememektedir. Bölgedeki doğalgazın Türkiye tarafından çıkarılması,işletilmesi ve pazarlanmasını, Rum Yönetimi tehdit ve tehlike ile karşılamaktadır. Rum Yönetimi, enerji ve deniz güvenliğini ele alarak diğer devletleri de bölgeye dahil etmek istiyor. Türkiye’yi güneyden çevreleyen bu adım, hem stratejik olarak hem de jeopolitik olarak dikkat edilmesi gereken bir husustur. Doğu Akdeniz Boru Hattı projesi (EastMed) ile de, Türkiye’nin bölgede enerji üzerinde ayağı kesilmeye çalışılıyor. Yunanistan,İsrail ve Rum Yönetimi, Ada üzerinde de Türkiye’nin aleyhine yönelik adımlar atmaktadır.

 

Ada’da öncelikli olarak deniz ve enerji saha güvenliğini sağlamak maksadıyla, deniz üssü inşa etmeliyiz. Türkiye bölgedeki askeri tatbikatları ve faaliyetleri hızlandırarak, Rum Yönetimi-Yunanistan-İsrail üçlüsüne bölgedeki varlığımızın rolüne ilişkin etkili manevralar yapabiliriz. Rum Yönetimi ve Yunanistan, müzakerelerin sonlandırılmasını, Türkiye’nin garantörlüğünün sonlandırılmasını ve Ada’daki askerlerimizin çekilmesini istemektedir.

 

Başta Mustafa Akıncı ve ülkedeki diğer siyasiler birleşerek , Rum Yönetimi’ne karşı kararlı bir şekilde ortakça tavır almak zorundadır. KKTC’deki siyasilerin, Rum Yönetimi’ne hiçbir şekilde taviz vermemeleri gerekir. Kıbrıs Türk Halkı dayanışma içinde ortak hareket ederek, Rum tarafının sözlü tacizlerine ve tehditlerine karşı, sivil toplum örgütlerini arttırmalıdır. Türkiye bu süreçte, garantörlüğünü tehlikeye atacak politikalar üretmemekte ve daima Kıbrıs Türk Halkı’nın menfaatlerini düşünür adımlar izlemektedir.

 

Caner ÇİFTÇİ

Haber Yazılımı

- Hokkasoft

0.0323 sn / 3.27MB - 46